Emzirme Döneminde Beslenme
Emzirme süreci, genellikle meme büyümesi, süt salgılanmasının başlaması ve başlayan süt
salgılanmasının devamı olarak üç bölüme ayrılabilir. Bu süreç hormonlar tarafından kontrol edilir. Büyümenin çok hızlı olduğu yenidoğan döneminde,bebeğin hayatındaki en önemli konu beslenmedir. Anne sütü, bebek beslenmesinde yeri doldurulamayan bir doğa harikasıdır. Annenin günlük tükettiği besinlerin çeşit ve miktarı, vücut depo düzeyi, psikolojik durumu gibi etmenler, anne sütünün miktarını ve kalitesini etkiler. Anne sütü, bebeklerin büyüme ve gelişmelerini en iyi şekilde sağlamanın yanında, onları özellikle ishal olmak üzere pek çok bulaşıcı hastalıktan, kansızlıktan ve yaşamın ileri dönemlerinde ortaya çıkan kalp - damar hastalıklarından korur. Ayrıca anneve bebek arasında psikolojik bir bağın kurulmasına aracı olur.
Emziren anneler beslenmelerine dikkat etmeli !
Emzirme döneminde salgılanan süt, annenin aldığı besinlerin bir ürnüdür. Süt için gerekli olan besinler, anenin kendi gereksşnşmşne ek sayılmalıdır. Anneler, hangi şartlar altında olursa olsun, bebeğinin sağlığını geliştirecek ve büyümesini destekletecek yeterli kalite ve kantitede süt
üretebilirler. Ancak iyi beslenen annelerin sütlerinin kötü beslenen annelerin sütlerinden özellikle vitamince daha zengin olduğu araşrırmalarla kanıtlanmıştır. Emzirme döneminin başarılı bir şekilde geçirilmesi içingerekli koşullardan biri, annenin iyi beslenmesidir. Sağlıklı bir anne günde ortalama 700-800 ml süt salgılar. Emziren anennin yeterli süt salgılayabilmesi için günde, normal gereksinimine ek olarak yaklaşık 700 kaloriye ihtiyacı vardır. Bu miktarı500 kalorisi annenin yediklerinden, 200 ü ise hamilelikte kazanılan besin depolarından karşılnır. Eğer anne günlük alması gereken kalori miktarından 500 kalori yerine daha fazla miktarda alırsa kilo problemi yaşanır. Emziren annenin enerji ihtiyacının dışında özellikle protein, kalsiyum, demir devamı »
soru işaretli günlerin de başlangıcı aynı zamanda… Özellikle ” Bebeğim sağlıklı doğacak mı ” sorusu, insanın aklının başköşesine gelir yerleşir. İlk bir kaç ayın sonunda ise doğum anıyla ilgili korkular ortaya çıkıverir. Normal doğum mu yapmalı, yoksa son zamanlarda doğum yapan annelerin pek çoğu gibi sezeryan mı?
mantarlar, yumurtalıklarda enfeksiyona sebep olarak yumurtlamayı engelleyebilir. Bu nedenle her türlü akıntıyı ciddiye alın ve anında tedavi ettirin.
olumsuz yan etkileri de olmuyor değil. Terleme yaz aylarında erkeklerin olduğu kadar kadınların da sıkıntı yaşadığı durumlardan. Özellikle koltukaltı terlemesi yazın gelmesi ile birlikte yaşanılan sıkıntıların başında gelir.
Hamilelikte seks çiftten çifte değişmekle beraber genelde birinci üç ayda azalma, ikinci üç ayda artma,üçüncü üç aydada yine bir azalma söz konusudur.Hamileliğin ilk döneminde bir azalma olması süpriz değildir.Yorgunluk, bulantı, kusma, göğüslerde hassasiyet ve hormonsal değişimler cinselliğietkiler. İlk üç aylarını rahat geçiren kadınların cinsel istekleri tüm hamilelikte sıklıkla aynı kalır.Her zaman değil ama sıklıkla hamileliğin ikinci üç ayında,çiftler hamileliğe bedensel ve ruhsal olarak alışmış olduklarından cinsel ilgileriartar.
ayrı bir odada ise “ya ağlamasını duymazsak” kaygısına kapılacaktır.
eczanelerden temin edilebilecek, idrarla yapılan hamilelik testleridir.
olduğunu bildiğiniz bitki çayları tüketmelisiniz. Uzmanlara göre hamileliğinizde içeceğiniz bitki çayları sizin için gerçekten faydalıdır, ancak bazı türlerinin erken doğum ve düşük riskini artırdığıda unutulmamalıdır.
Doğum Sonrasında Kadındaki Değişimler
