|
|
Hamile bayanların, hamileliğin ilk safhalarında fazla ve yoğun spor yapması düşük riskini artırıyor. Uzmanların yaklaşık 93 bin hamile kadın üzerinde yaptıkları bir araştırma, hamileliğin ilk aylarında haftada 7 saatten fazla spor yapan kadınların düşük yapma riskinin hiç spor yapmayanlara göre 3.5 kat daha fazla olduğunu ortaya koydu. Hiç spor yapma demek değil! Riskli sporlar ise jogging, top ve raketle yapılan sporlar. Batı Avustralya Üniversitesi’nden John Newnham, bu bulgunun hamile kadınların hiç spor yapmaması gerektiği anlamınagelmediğini, yüzme gibi hafif sporların yararlı olabileceğini söyledi. 18 hafta sınır Güney Danimarka Üniversitesi’nden Anne-Marie Nybo Andersen başkanlığında yapılan ve British Journal of Obstetrics and Gynaecology Dergisi’nde yayımlanan araştırma, fiziksel aktivite ve düşük arasında 18 haftadan sonra bir ilişkinin bulunmadığını gösterdi.
Çin takvimi asırlardır Çinlilerin cinsiyet belirlemek için kullandıkları bir takvim sistemidir. Çinliler “çin takvimi” kullanımının %90 başarılı olduğunu iddia etmelerine rağmen bu takvim yönteminin herhangi bir bilimsel geçerliliği yoktur. Takvimin prensibi belirli yaştaki kadınların belirli aylarda cinsel birliktelik ile kaldıkları gebeliğin cinsiyetini belirlemek üzerine kurulmuştur.
Çin takvimi kullanımında örneğin 24 yaşındaki bir kadın mayıs ayında gebe kalırsa bebek erkek olacak, kasım ayında kız olacaktır. Tekrar belirtelim bilimsel niteliği olmayan bir yöntemdir.
|
YAŞ |
Ock |
Şub |
Mar |
Nis |
May |
Haz |
Tem |
Ağu |
Eyl |
Ekm |
Kas |
Arl |

Genellikle hamileler konuyla ilgili merak ettiklerini hekimlerine sormaktan kaçınıyorlar. Sağlıklı hamilelikte, cinsel ilişkinin sakıncası yok. Ancak sorunlu gebeliklerde hekimlere danışılmasında yarar var.
Annede gebeliğin hormonal ve fiziki değişimleri adet gecikmesi ile birlikte başlar. İlk üç ayda yaşanan yorgunluk, isteksizlik, bitkinlik, daha fazla uyku eğilimi, tiksinme, kokuya hassasiyet, bulantı, kusma, memelerde dolgunluk ve ağrı hissi cinsel yaşamı da olumsuz yönde etkilemeye başlar.
Cinsellik ile ilgili yanlış bilgiler, cinsel ilişki sonrası yaşanan suçluluk, günah duygusu ve utanma hissi, endişe ve kuruntuların artmasına neden oluyor. Hamileliğe uyum sağlama aşamasında cinselliğin yaşanamaması çiftler arasında soğukluğa neden oluyor. Bazı araştırmalar bu dönemde erkeklerin yüzde 17’sinin evlilik dışı ilişkilere yöneldiğini gösteriyor.
Normal seyreden, riski olmayan gebelerde cinsel ilişkinin gebelik üzerinde olumlu veya olumsuz hiçbir etkisi bulunmuyor. Aksine düzenli cinsel yaşamı olan gebeye sosyal destek sağlıyor.
Gebelik sırasında jinekolojik ve genital organlarda bazı değişiklikler olur. Gebelikte jinekolojik ve genital organların kanlanmasında fizyolojik olarak artış oluyor. İyi kanlanan ve beslenen genital organlarda cinsel uyarı daha kolay. Vaginal salgılar daha fazla salgılanarak cinsel ilişkiyi daha kolay ve orgazmın daha yoğun yaşanmasına yol açar. Gebelerde cinsel istekte artış olabilir ve bazı kadınlar ilk orgazmlarını gebelikte yaşarlar. Göğüslere, genital organlara giden kanın artması bazı gebelerde kendisini sürekli cinsel ilişkiye hazır hissetmesine, cinselliğini yoğun yaşamasına neden olur. Gebelerin bir çoğu cinsel ilişkinin daha doyurucu ve heyecan verici olduğunu, gebelik öncesi ilişkiden daha fazla keyif verdiğini söyler. Orgazm sırasında ve orgazm sonrası rahimde kasılmalar başlar. Gebelikte bu uterus kasılmaları daha güçlü ve orgazmı tekrarlayıcı şekilde olur.
Babalık duygusu bazen ikilem yaşatır. Eşine yüklediği annelik misyonu, cinsel isteğinin azalmasına neden olur. Eşine farklı bir gözle bakmaya başlar. Çocuğunun annesi olarak görür. Kutsallaştırır ve incitmekten korkar. Böylece seksten uzaklaşır. Utanç ve günah duymaya başlar.
Gebelik döneminde cinsel yaşam ile ilgili sorunlar, cinsel istek ve isteksizlik, ilişki ve orgazm sıklığı, cinsel tatmin çiftler arasında yaşanan problemlerdir. Ancak azda olsa koitus (cinsel birleşme) dışı davranışlar, kendi kendini tatmin etme yöntemi (mastürbasyon) bazı kadınlarda seksüel tercih. Normal seyreden gebelikte bu gibi cinsel ilişki dışı davranışların düşük riskini artırmadığı biliniyor. Cinsel ilişkinin riskli gebelerde bazı komplikasyonlara yol açtığı biliniyor. Bunlardan ilki kadın cinsel organında cinsel birleşme nedeniyle yaşanan mekanik travmalar, ikincisi cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar. Bir çok yazara göre normal seyreden gebelikte cinsel ilişki anne ve bebeğe hiç bir zarar vermez. Kanama, düşük, erken doğum, rahim ağzı yetmezliği, su kesesinin açılması gibi durumlarda cinsel ilişki sakıncalı görülmüyor.
Gebelik ilerledikçe cinsel ilişki sırasında farklı pozisyonlar denenebilir. Örneğin gebeliğin son dönemlerinde ‘yan-yana’ veya ‘arkadan yaklaşımla vajinal giriş’ pozisyonu daha çok kullanılan pozisyonlar olabilir.

Anenliğe hazırlanmak genellikle evin bir odasını bebek için değiştirmek, duvar kağıdı, mobilya seçimleri, bebek giysileri, bebek arabası gibi ihtiyaçlar için alışverişe çıkma gibi algılanır. Tüm bunlar zevkli ve heyecanlı hazırlıklar, ancak anne baba adaylarının aynı zamanda psikolojik olarak ta hazırlık yapmaları, bu hazırlığı da birlikte yapmaları çok önemlidir. Çiftlerin bebekle ilgili beklentileri, bebek geldiğinde değişecek olan hayatlarıyla, edinecekleri yeni rol tanımlarıyla, işbölümü ve sorumluluklarla ilgili yapılması gereken gerçekçi konuşmalar genelde atlanır. Peki bunun için ne yapmak gerekir? Sorunun yanıtını Bihter Mutlu şöyle veriyor: �Eşler öncelikle neden çocuk sahibi olmak istediklerini birbirlerine sormakla konuşmaya başlayabilirler. Bu çocuğu aynı nedenlerle mi istediklerini tartışabilirler. Ayrıca, bebek deyince akıllarında hangi imajın oluştuğunu konuşabilirler. Akıllarında mama sandalyesinde bir bebek mi yoksa bir okul çocuğu imajı mı oluşuyor? Bazen eşlerden birinde henüz bir çocuk sahibi olmaya karar verme aşamasında bile çocukla ilgili planlar akılda oluşmuş olabiliyor. �Ata mı binse, baleye mi gitse yoksa piyano mu çalsa acaba? Hangi yuvaya, sonra da hangi özel okula gitse? Diğer eşin ise bu tip bir plan aklına bile gelmemiş olabiliyor. Eşlerin çocuklarını yetiştirme yöntemleri, vermek istedikleri değer yargıları nelerdir? İşte bu ve buna benzer soruların cevapları arasındaki uçurumlar, hamilelik sırasında ve bebek doğduktan sonra ilişkileri olumsuz etkiliyor. Cevaplar tıpatıp aynı olmasa bile böyle bir iletişimle birlikte anne baba adaylarının akıllarındaki bebek ve çocuk imajları paralel bir duruma ulaşabilir. Böylece, sağlıklı ve gerçekçi bir platformda, artık ‘aynı çocuk’ için heyecanlanmaya ve plan yapmaya başlayabilirler. Bebekleriyle sağlıklı bir iletişim kurabilmenin de adımlarını sağlam atmış olurlar.”
İçinizde gelişmekte olan küçük bir varlık vardır, ve onun sağlıklı gelişmesi için ağzınıza koyduğunuz her lokma önemlidir. Amerika Harvard üniversitesinde yapılan bir araştırma, bebeğin sağlığının, annenin hamileliği sırasındaki beslenmeyle nasıl yakından ilişkili olduğunu göstermiştir. Araştırmaya alınan kadınlardan diyeti iyi olanların %95’inin çok sağlıklı bebekleri olurken, diyetine dikkat etmeyenlerin (genellikle abur cubur ve fast food ile beslenenlerin) %8’inin sağlıklı bebekleri, %65’inin ölü doğum, prematüre ve doğuştan kusurları olan bebekleri olmuştur.
Başka çalışmalarda da hamile kadınların yediklerinin veya yemediklerinin bebek üzerine olan etkileri gösterilmiştir. Örneğin döllenmeden hemen önce ve erken hamilelik döneminde folik asit eksikliği, omurilik kanalı kusuru ve damak dudak yarıklığı riskini arttırırken, son üç ayda protein ve kalori eksikliği beyin gelişimini kötü etkiler.Yetersiz ve yalnış besin alımı bebekle ilgili gelişimi geciktirebilir.
Ayrıca beslenme hamileliğin seyrine; rahat geçmesine, doğuma, duygusal duruma ve doğum sonrası iyileşmeye etki eder. İyi beslenen kadınlarda erken doğum daha azdır, özellikle çinko eksikliği prematüre doğum riskini arttırır. Hamileliğiniz boyunca dikkat etmeniz gereken önemli konular şunlardır:
Yediğiniz her lokmaya özen göstermek: Her yemekte çatalınızı ağzınıza götürmeden önce “bu yediğim bebeğim için iyi mi?” diye bir düşünün, eğer yanıt “evet” ise çiğneyin. Düşkün olduğunuz tatlılardan ve abur cuburlardan uzak durun.
Tüm kaloriler birbirine eşit değildir: 150 kalorilik bir tatlı kurabiyedeki kalori, kepekli undan yapılmış, meyve suyu ile tatlandırılmış diyet kurabiyedeki 150 kaloriye eşit değildir. Bu nedenle aldığınız kalorinin miktarının yanı sıra, niteliğinede özen gösterin.
Kendinizi aç bırakırsanız bebeğinizide aç bırakırsınız: Nasıl bebeğinizi doğduktan sonra aç bırakmayı düşünemiyorsanız, anne karnındayken de bunu yapmamalısınız. Bebeğinizin düzenli aralarla düzenli beslenmeye ihtiyacı vardır.
Hiç bir zaman öğün atlamayın. Siz aç olmasanızda
bebeğiniz açtır. Eğer mide yakınmalarınız iştahınızı kapatıyorsa, gereksiniminizi 3 öğün yerine 6 küçük öğün ile karşılayın.
Karbonhidrat alımı: Hamilelik sırasında kilo almaktan korkan bazı kadınlar karbonhidratları tamamen diyetlerinden çıkarırlar. Saf ve basit karbonhidratların (beyaz ekmek, pirinç, şeker, kek, kurabiye) besin değeri az ama kalorileri çoktur. Saf olmayan karbonhidrat komplekslerinin ise (kepekli ekmek, kahverengi pirinç, kurufasulye, bezelye ve özellikle kabuğu ile pişirilen patates) gerekli B vitaminleri, mineraller, protein ve lifler açısından gerekli olduğu bir gerçektir. Bunlar bulantı ve kabızlığın kontrol altına alınmasında yardımcı olur ve şişmanlatıcı değillerdir.
Tatlılar sorundan başka birşey değillerdir: Hiçbir kalori şekerin verdiği kalori kadar boş değildir. Ayrıca araştırmalar şekerin yalnızca yararsız değil zararlı da olduğunu göstermişlerdir. Şekerin diş çürümesine yol açmasının yanı sıra, şeker ve kalp hastalığı, depresyon ve bazı vakalarda hiperaktivite ile ilişkisinin olduğu düşünülmektedir. Şeker ile ilgili belkide en kötü şey hiçbir besin değeri olmamasıdır. Lezzetli ve besleyici tatlılar için, şeker yerine meyve ve meyve suyu kullanın.
İyi besinlerin nereden geldiği bellidir: Pişirdiğiniz yiyecekler konserve ve haşlanıp dondurulmuş ise besleyiciliğinin çoğunu kaybetmiştir. Mevsiminde taze
sebze ve meyve, eğer bulunmuyorsa taze dondurulmuş olanları tercih edin. Her gün çiğ sebze ve meyve yemeye çalışın. Sebzeleri ya buharda yada az pişmiş hazırlayarak vitamin ve minerallerin korunmasını sağlayın.
Kötü alışkanlıklar iyi bir diyeti sabote edebilir: Yeryüzündeki en iyi doğum öncesi diyet bile eğer anne alkol, tütün ve benzeri maddelerden uzak durmuyorsa, işe yaramaz. Artık alışkanlıklarınızın değişmesinin tam zamanıdır.
HERGÜN ALMANIZ GEREKENLER
KALORİ
Hamilelerin iki kişilik yemek yediği doğrudur.Ama akılda tutulması gereken şey bu iki kişiden birinin günlük gereksinimi ortalama 300 kalori olan küçücük bir bebek olduğudur. Bu nedenle ortalama bir kilonuz varsa hamilelik öncesi kilonuzu korumak için fazladan 300 kaloriye ihtiyacınız vardır. Günde fazladan 300 kalori almak, yemek yemeyi sevenlerin hoşuna gidebilir. Ancak durum böyle değildir, yani bu 300 kalori için diyetinize çekici besinler eklemek yerine örneğin bir bardak süt yerine 4 bardak süt (380 kalori) içmelisiniz. Hamilelik sırasında alınan kalorilerin hesaplanmasına karşın siz bunu yapmak zorunda değilsiniz. Bunun yerine haftada bir gün güvenilir bir tartıda tartılarak ilerlemenizi kontrol edebilirsiniz. Kilo alışınız düzgün artıyorsa (2 ve 3. üç aylarda ortalama haftada yarım kilo almalısınız) doğru miktarda kalori alıyorsunuz demektir.
PROTEİN
Günde 4 porsiyon alınması gerekir. Proteinler insan hücrelerinin yapıtaşı olan aminoasitlerden oluşur. Anne adayının gerekenden az protein alması, tıpkı az kalori alması gibi düşük doğum ağırlıklı bebek doğumuna neden olmaktadır. Bu nedenle hamileler günde en az 65-75 gram protein almalıdır. Yüksek riskli hamileliklerde önerilen miktar 100 gramdır.
C VİTAMİNLİ BESİNLER
Günde 2 porsiyon alınmalıdır.Sizin ve bebeğinizin doku tamiri,yara iyileşmesi ve çeştli metabolik işlemler için C vitaminine ihtiyacı vardır. Bebeğin ayrıca güçlü
kemik ve diş gelişimi ve düzgün gelişmesi için C vitamini gerekir. C vitamini suda eriyen vitaminler grubundadır ve vücutta depo edilmez, bu nedenle hergün alınması gerekmektedir. C vitamininden zengin besinler en iyi taze ve pişirilmemiş halde yenir; ışık, ısı ve havaya maruz kalmakla vitaminlerini kaybederler. Bu vitaminin en iyi kaynağı taze sıkılmış portakal suyudur.
KALSİYUMLU BESİNLER
Günde 4 porsiyon yenmelidirler. Kalsiyum, kasların, kalp ve sinir sisteminin gelişimi, kan pıhtılaşması ve enzim etkinliği için gereklidir. Yeterince kalsiyum almazsanız kaybedecek olan yalnızca bebeğiniz değildir; bedene kalsiyum girişi yetersizse bebeğininizin kafa kemiği için gereken kalsiyum sizin kemiklerinizden karşılanarak sizi ileride osteoporoza aday kılar. Ayrıca son araştırmalar yüksek miktarda kalsiyum alımının hamileliğe bağlı yüksek tansiyonun önlenmesinde yardımcı olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu nedenlerle kalsiyum bakımından zengin besinlerden günde 4 öğün almaya özen gösterin. Eğer günde 4 bardak süt içmek çekici gelmiyorsa, bir kase yoğurt veya bir parça peynir şeklinde alın.
YEŞİL VE SARI SEBZELER, SARI MEYVELER
Günde 3 yada daha fazla porsiyon alınmalıdırlar. Bu besinler beta karoten
formunda A vitamini içerirler. A vitamini hücre büyümesi (ki bebeğin hücreleri inanılmaz bir hızla büyümektedir), sağlıklı cilt, kemikler ve gözler için gereklidir. Hatta bazı kanser türlerinide önlemektedir. Yeşil yapraklı sebzeler diğer vitamin, mineraller ve kabızlığı önleyen lifleri de içerirler. A vitamini en fazla havuç, ıspanak, kuru kayısı ve şeftalide bulunur.
TAHIL VE BAKLAGİLLER
Günde 6-11 porsiyon yenmelidirler. Tahıllar (buğday, arpa, çavdar, yulaf, mısır, pirinç ve soya) ve baklagiller (bakla, fasulye, bezelye) bebeğin gelişen bedeni için gereken B vitaminini içerirler. Ayrıca hamilelikte çok önemli olduğu gösterilen çinko, selenyum, magnezyum gibi
minerallerden zengindirler. Yalnız saf tahıl unlarını hesaba katmayın (beyaz undan yapılan ekmek gibi), bunlar vitamin ve minerallerden yoksundurlar.
DEMİR YÖNÜNDEN ZENGİN BESİNLER
Sizin ve gelişen bebeğinizin artan kan hacmi için büyük miktarda demir gerekli olduğundan bu 9 ayda hayatınızın herhangi bir döneminde olmadığı kadar çok
demire ihtiyaç duyacaksınız. Demiri mümkün olduğunca diyetinizden sağlamaya çalışın. Demir bakımından zengin besinler kadar C vitamininden zengin besinler yemek de demirin bağırsaklarda emilimini arttıracaktır. Hamilelikte demir ihtiyacını genellikle diyet ile karşılamak zor olduğundan 12. Haftadan itibaren günde 40 mg demir alınmalıdır. Demirin vücuda emilimini arttırmak için genelde C vitamininden zengin bir meyve suyu ile (ama kesinlikle süt veya kahve ile değil) alınması önerilir.
TUZLU BESİNLER
Hamile olsun olmasın fazla miktarda tuz ve tuzlu besinler kimse için iyi değildir. Fazla tuz alımı yüksek tansiyon ile yakından ilişkilidir ve bu da hamilelikte potansiyel olarak çeşitli komplikasyonlara neden olabilir. Genel bir kural olarak yemeklere pişirirken değil sofrada tuz atın, böylece miktarını daha iyi ayarlayabilirsiniz.
SIVILAR
Günde en az 8 bardak alınmalıdır. Nasılki iki kişi için yiyorsanız içmenizde öyle olacaktır. Beden sıvıları hamilelikte arttığı için sıvı ihtiyacınızda artar. Bebeğimde sıvıya gereksinimi vardır; bedeninin büyük kısmı tıpkı sizinki gibi sıvıdan oluşmuştur. Ayrıca sıvı cildinizi yumuşatır ve kabızlığı azaltır. Sıvı alımınızı gün içine yayın ve bir kerede 2 bardaktan fazla almayın.
SİZE ÖRNEK BESİNLER
Proteinli besinler:
Aşağıda verdiğimiz her gurup bir porsiyona eşittir ve 18-25 gr protein içerir. Daha öncede önerdiğimiz gibi günde 4 porsiyon yani 75-100 gr protein almalısınız.
1 porsiyon
• 3 su bardağı az yağlı süt
• 1.5 kase az yağlı yoğurt
• 5 yumurta beyazı
• 100gr ton balığı
• 100 gr az yağlı peynir
• 75 gr beyaz tavuk eti
• 100 gr balık
• 100 gr yağsız sığır eti
C vitaminli yiyecekler:
Hergün en azından iki porsiyon C vitaminli yiyecek yemelisiniz.Vücudunuz bu vitamini depolayamaz bu nedenle gün atlamayınız. Verdiğimiz listedekilerin herbiri bir porsiyon içindir.
• 2 küçük portakal
• yarım greyfurt
• yarım bardak portakal suyu
• yarım kase çilek
• 1.5 büyük domates
• 1 bardak domates suyu
• 1 kırmızı yada yeşil biber
• üçte iki kase haşlanmış brokoli
• üç kase çiğ ıspanak
Kalsiyum açısından zengin besinler
Bunlardan günde 4 porsiyon yemelisiniz. Yine listedeki her bir besin 1 porsiyona eşittir.
• 250 gr yağsız süt
• 1 bardak lor peyniri
• 1 kase yağsız yoğurt
• 180 gr kalsiyum eklenmiş süt
• 2-3 yemek kaşığı susam
• 1.5 kase brokoli
• 10 adet kuru incir
Yeşil yapraklı ve sarı sebzeler,meyveler
Günde 3 veya daha fazla porsiyona ihtiyacınız vardır.Her biri 1 porsiyonu karşılar.
• 1 dilim kavun(küçük bir kavunun 1/8’I)
• 1 büyük şeftali
• 3/4 kase haşlanmiş brokoli
• 1 çiğ havuç(küçük)
• 8-10 büyük yaprak marul
• 1/4 küçük patates
• yarım tabak çiğ ıspanak
Diğer sebze ve meyveler
Aşağıdakilerden günde en az 2 porsiyon yiyin
• 1 elma
• 6-7 kuşkonmaz
• 1 tabak yeşil fasulye
• 1 küçük muz
• 2/3 tabak bürüksel lahanası
• 2/3 tabak taze kiraz
• 2/3 kase üzüm
• 1 tabak taze mantar
• 1 tabak taze bamya
• 1 orta armut
• 1 orta boy patates
• 1 dilim ananas
Tahıl ve baklagiller
Günde 6-11 porsiyon arasında alın. Yine listedekilerin herbiri bir porsiyona eşittir.
• 1 dilim kepek,çavdar yada yulaf ekmeği
• 1/2 fincan pişirilmiş kahverengi pirinç
• 2 yemek kaşığı pişmiş buğday
• 1/2 tabak bulgur pilavı
• 1/2 tabak yüksek proteinli makarna
• 1 küçük mısır ekmeği
• 1/2 tabak fasulye yada bezelye
Demir bakımından zengin besinler
• sığıreti
• ciğer
• istiridye
• sardalya
• marul,lahana,şalgam
• kabak
• kabuğu ile pişirilmiş patates
• ıspanak
• baklagiller
• soya fasulyesi ve soyalı ürünler
• kurutulmuş meyveler
“Bebeğinizi beklerken sizi neler bekler” kitabından alınmıştır.
Doppler Ultrasonografi
Doppler genel anlamda ultrason altında incelenen damar yatağının kan akımını ve normaldışı bir dirençle karşı karşıya olup olmadığını belirleyen bir testtir. Kalbin atım ve dolum fazında incelenen damar yatağındaki basınçlar karşılaştırarak direnç belirlenir. Damarın inceleme esnasında ekranda oluşturduğu dalga görüntüsü de damar yatağının önündeki direnç hakkında bilgi verir. Obstetrik (gebelikle ilgili) uygulamalarda anneden bebeğe kan götüren uteroplasental üniteyi değerlendirebileceği gibi, bebeğin kordonun kan akımı konusunda bilgi verir.
Yüksek rizikolu gebeliklerin takibinin önemli bir parçasıdır.
Hangi durumlarda uygulanır?
Umbilikal arterdeki akım ölçümlerinin patolojik çıkması ya da anormal dalga şekillerinin gözlenmesi bebekte ölçüm esnasında fetal distres varlığına işaret edebileceği gibi bebekte gebeliğin ilerleyen dönemlerinde gelişme geriliği (IUGG) ya da fetal distres gelişme riskinin arttığına işaret edebilir. Ayrıca incelemedeki çeşitli patolojiler bebekteki bir kromozom anomalisi varlığı konusunda şüphe uyandırabilir. Uterin arter dopplerinde direnç artışı ya da dalga görünümünde anormallik (çentiklenme) ise anne adayında gebeliğin ileri dönemlerinde preeklampsi gelişeceğini gösterebilir. Bu haliyle umbilikal ve uterin arter doppler incelemeleri en sık preeklampsili ve kronik hipertansiyonlu gebelerin izlenmesinde kullanılır. Ayrıca kontrolsüz diabetli gebelerde, polihidramnioslu (bebeğin sıvısının artması) ya da oligohidramnioslu (bebeğin sıvısının azalması) gebelerde, fetuslardan birinde gelişim kusuru olan çoğul gebeliklerde yaklaşım biçimini oluşturmakta yardımcı bir yöntem olarak kullanılabilir.
Bunun dışında 23.-24. gebelik haftalarında yapılan ayrıntılı ultrasonun bir parçası olarak da, doppler uygulayan ekoller ve doktorlar vardır. Doppler incelemesinin rutin olarak tüm gebelere uygulanmasının gerekli olup olmadığı henüz açıklık kazanmış bir durum değildir.
Uygulanması
Gebeye yapılan rutin ultrason incelemesinden sonra önce sağlı sollu uterin arterlerde, sonra da umbilikal (kordon) arterde doppler incelemesi yapılır. Her iki uterin arterin akım değerleri, ikisi arasındaki matematiksel fark ve görünüm şekilleri değerlendirilir. Umbilikal arterde de yine akım değerlendirilir ve dalga şekli incelenir.
Yorumlanması
Doppler tanı koydurucu değil yönlendirici bir testtir. Patolojik akım değerleri ya da anormal dalga görünümleri elde edildiğinde bebeğin diğer iyilik hali testleriyle yakından değerlendirilmesi konusunda hassas olunması gerektiğini gösterir. Bunun tek istisnası umbilikal arterde “ters akım” denen bir durumun ortaya çıkmasıdır. Umbilikal arterde bu anormal dalga şekli gözlendiğinde bebeğin karında ölme riski oldukça yüksektir ve acil doğum gerekebilir.

Yumurta sperm tarafından döllendiği anda doğacak bebeğin cinsiyeti de bellidir. Bunu belirlemede yumurtanın yani annenin hiçbir rolü yoktur.
Cinsiyeti belirleyen erkekden gelen spermin taşıdığı kromozomdur.Cunku anne, yani dişi, XX kromozom yapısına, baba ise XY kromozom yapısına sahiptir. Bu durumda anneden her zaman X kromozomu gelecektir. Eğer babadan gelen sperm X kromozomlu ise doğacak bebek XX yani kız olacak, eğer sperm Y kromozomu taşıyor ise doğacak bebek XY yani erkek olacaktır.
Döllenmenin gerçekleştiği anda belli olan cinsiyet ancak 11. hafta civarında penisin gelişmesi ile görünür hale gelir. Ancak bu görüntü ultrason ile en erken 16. hafta civarında saptanabilir. Ultrason ile cinsiyet tespiti için en uygun dönem 20-24. haftalar civarındadır.
Bebeğin duruşunun uygun olmadığı zamanlarda gebeliğin sonuna kadar cinsiyet görülemeyebilir. Zaman zaman cinsiyet tayininde hatalar olabilmektedir. Kız denen bebeklerin doğduğunda aslında erkek olduğu ya da tam tersi durumlar söz konusu olabilmekte bu durum da bazı ailelerde yersiz endişeler yaratabilmektedir. Ultrason ile cinsiyet tayininin %100 olmadığı bilinmeli ve hata olabileceği her zaman hatırda tutulmalıdır
Rutin ultrasonografide nelere bakılır?
14. gebelik haftasını aşmış bir gebelikte uygulanan her ultrasonda aşağıda anlatılacak parametreler gözden geçirilir. Bu gebelik haftasından önce ise bebeğin baş-popo mesafesi BPM (CRL) gebeliğin haftasını ±3 gün hata payıyla verir. Bu gebelik haftasına kadar yapılan ultrasonda temel hedef gebeliğin sağlıklı olup olmadığının değerlendirilmesi, çoğul gebelik varlığının / yokluğunun araştırılması ve SAT’ın doğrulanmasıdır.
BPM ölçümü yapılan kesit
14. gebelik haftasından itibaren artık bebeğin organ gelişimi tamamlanmış, amnios sıvısı üretimi anne adayından fetusa geçmiş ve plasenta da kolay görülebilir hale gelmiştir. Bu haftadan doğuma kadar yapılan ultrasonda temel hedef, öncelikle ilk trimester ultrasonografisi yapılmamışsa, burada edinilmesi gereken bilgileri edinmektir (gebeliğin sağlıklı olup olmadığının değerlendirilmesi, SAT doğrulanması gibi). Diğer hedefler gelişmekte olan fetusun gelişiminin haftasına uygun olup olmadığını değerlendirmek, anomali taraması yapmak, plasentayı ve amnios sıvısını değerlendirmektir.
Bu amaçla her ultrasonografide aşağıdaki parametreler mutlaka değerlendirilir:
BPD: Biparyetal çap (BiParietal Diameter). Bebeğin şakakları seviyesinden alınan bir kesitin yatay çapının (bir şakaktan diğer şakağa) milimetre olarak değerlendirilmesidir. Bu parametre ölçüldüğünde ultrasonun verdiği gebelik haftası 26. haftaya kadar ±7 gün hata payıyla gerçek gebelik haftasını verir. 26. haftadan sonra hata payı daha yüksektir.
HC: Başçevresi (Head Circumference). BPD kesitinde bebeğin başının çevresinin milimetre cinsinden değerlendirilmesidir. Bu parametre özellikle BPD’nin çok ufak ya da çok yüksek olarak ölçüldüğü durumlarda bebeğin baş büyüklüğü hakkında değerli bilgiler verir (örnek: özellikle makat duran bebeklerde BPD hatalı bir şekilde ufak bulunabilir, bu durumu mikrosefali (bebeğin başının ufak olması) olarak değerlendirmeden önce HC bakılmalı ve HC değerinin verdiği gebelik haftası dikkate alınmalıdır).
AC: Karın çevresi (Abdominal Circumference). Hemen kalbin altından alınan bir kesitte bebeğin karın çevresinin milimetrik olarak değerlendirilmesidir. Hatapayı nispeten yüksek bir parametredir ve özellikle diğer parametreler ile uyumsuz bulunduğunda klinik önem kazanır. Örneğin diğer parametreler 30. haftayı gösterirken AC’nin 26. haftaya tekabül etmesi muhtemel bir gelişme geriliği açısından şüphe uyandırır, ya da diğer parametreler örnek olarak 32. haftaya uyarken bu parametre 36. haftaya uyduğunda bebeğin yağ dokusu depolarının normalden fazla olduğundan şüphelenilerek anne adayı iri bebek gelişimine yolaçan diabet (şeker hastalığı) açısından incelemeye alınır.
FL: Uyluk kemiği uzunluğu (Femur Length). Uyluk kemiği vücudun en uzun kemiğidir ve bacağın üst kısmında yeralır. Özellikle 26. gebelik haftasından sonra gebelik haftasını ±10 gün hatapayıyla verir. Hiç takibe gelmemiş ve SAT’ını bilmeyen anne adaylarında bu kadar yüksek hatapayı bile gebelik haftasını değerlendirmek açısından önem kazanır ve bu anne adaylarında FL’nin verdiği hafta esas alınır ve gebelik takibi bu sonuca göre yönlendirilir.
Plasenta: Plasenta bebeği “besleyen” yapıdır. Plasentanın yerleşim yeri doğum kanalına yakın olduğunda veya burayı kapattığında önem kazanır. Ancak placenta previa (”eşin önde gelmesi) tanısını koymak için üçüncü trimesteri beklemekte fayda vardır. Önceleri “aşağıda yerleşmiş” bir plasenta uterusun büyümesiyle normal bir konuma gelebilir.
“Plasenta yaşlanması” nedir?
Önceleri plasentada kalsiyum birikimine bağlı olarak ultrasonda görülen beyaz odaklar doktorlar tarafından “kireçlenme ya da yaşlanma” olarak anlatılır ve bu durumun bebeği tehlikeye atacağından korkulurdu. Bugünkü bilgilerimiz ise gebelik haftası ilerledikçe plasenta içinde doğal olarak “kireçlenme” odaklarının ortaya çıktığını göstermektedir. Bu odaklar büyük bir alan kaplamadıkları sürece normal bir sürecin sonucu olarak kabul edilirler.
Prezentasyon: prezentasyon bebeğin kendini doğum kanalına ne şekilde “sunduğunu” gösterir. Bebek doğum kanalına başıyla ya da makatıyla “prezante” olabilir. Ya da yan veya eğri durabilir. Burada dikkate edilmesi gereken şudur: İleri gebelik haftalarına kadar “ters duran” yani makat prezentasyonunda olan bir bebek her an bunu değiştirebilir. Ya da bunun tam tersi söz konusu olabilir. İstisnalar söz konusu olmasına karşın, 36. gebelik haftası bittiğinde bebeğin doğum kanalına prezante oluş şekli artık değişmez.
ASV (Amnios sıvısı volümü): Rutin ultrasonografinin en önemli parametrelerinden biridir ve sıvının az bulunması da, normalden fazla bulunması da ileri inceleme ve yakın takip gerektiren bir durumdur.
Rutin Ultrasonografi
Rutin ultrasonografi gebelik takibinde, bebeğin gelişiminin seyrini değerlendirmede tüm anne adaylarında kullanılan, yani “bildiğiniz” ultrasonografidir. Rutin denmesinin nedeni, günümüzde gebelik takibinde ideal olarak her gebelikte uygulandığında, anne adayı ve bebek sağlığının korunmasında önemli avantajlar sağlaması nedeniyle rutin olarak her anne adayına önerilmesidir. Her kadın-doğum uzmanının eğitiminde rutin ultrasonografi uygulaması yer alır.
Rutin ultrasonografi bir gebelikte kaç kez yapılmalıdır?
Bu sorunun cevabı ekolden ekole, ülkeden ülkeye, doktordan doktora değişir. Ultrasonografi aletleri pahalıdır ve uzman doktor sayısı da anne adayına her doktor kontrolünde ultrason yapılabilmesi için yeterli değildir. Esasen her doktor kontrolünde ultrason yapılması gerekli de değildir.
Bilgilerimize ve tecrübelerimize göre bir gebeliğin aşağıdaki aşamalarında ultrason mutlaka yapılmalıdır:
Erken gebelik dönemi: Gebelik tanısı laboratuar incelemeleri ve jinekolojik muayeneyle rahatlıkla konabilir. İkinci adım, tanısı konan gebeliğin sağlıklı olup olmadığının ortaya çıkarılmasıdır. İlk trimesterde özellikle dış gebelik ve mol gebeliğin tanısının erken konması anne adayının bu iki durumdan daha kolay “kurtulmasına” yardımcı olur. Dış gebelikte erken tanı gebeliğin laparoskopiyle tedavisine imkan tanır. Mol gebeliği de ne kadar erken tanınırsa, o kadar erken tahliye edilir. Yine erken gebelik döneminde bazı ultrason bulguları bebeğin “gelişmediğini” gösterdiğinde, kesin sonuç olan düşüğü beklemek yerine gebelik tahliye edilebilir.
Yine erken dönemde çoğul gebelik tanısı kolaylıkla konabilir. Çoğul gebelik, doktor takibini değiştiren bir gebelik türüdür ve tanısının erken dönemde konması anne adayına ve gebeliği takip eden doktora önemli avantajlar sağlar.
Erken gebelik dönemi ultrasonunun diğer önemli bir avantajı da SAT’ın (son adet tarihi) doğrulanmasıdır. Böylece gebeliğin kaç haftalık olduğu konusunda ileride oluşabilecek muhtemel bir karmaşa giderilmiş olur.
16-24. haftalar arası: Bu haftalar arasında bebeğin organ gelişimi nispeten tamamlanmıştır ve organlar ultrasonda nispeten kolay görülür hale gelir. Büyük gelişim kusurları (anensefali (bebeğin beyin dokusunun olmaması), nöral tüp defektleri (bebeğin omuriliğinin bir defektten dışarı çıkması), böbrek agenezisi (böbreklerin olmaması), kol-bacak gelişim kusurları, karın duvarı defektleri (karın duvarında yapısal kusur olarak varolan bir “delikten” organların dışarı sarkması), dudenal atrezi (on iki parmak barsağında tıkanıklık)) bu ultrasonda saptanabilir. Ultrason 24. haftaya ne kadar yakın bir zamanda yapılırsa, bu tür gelişim kusurlarının yakalanma şansı artar. Bazı anomali türleri ise daha geç ortaya çıkabilir.
Gebeliğin takibinde bir sorun saptandığında: bu iki ultrason yapıldıktan sonra imkanlar elvermediği takdirde takip ultrason olmaksızın devam ettirilebilir. Bu takiplerde kanama, “karnın büyümemesi”, bebek hareketlerinin olmaması veya azalması veya diğer bazı normal dışı durumlarda sorunun aydınlatılması ve tedavinin planlanması için ultrason yapılmalıdır.
Yine bilgilerimize ve tecrübelerimize göre bir gebeliğin aşağıdaki aşamalarında ultrason zorunlu olmamakla beraber, yapılmasında fayda vardır:
11-14. haftalar arasında: 11-14 testi giderek yaygınlaşmaktadır. Hem Down sendromu taraması, hem de bu gebelik haftalarında görülebilecek anomalilerin erken tanısında önemli avantajlar sağlar. Yukarıda saydığımız anomalilerin önemli bir kısmı bu gebelik haftalarında yapılan ultrasonda da saptanabilmektedir .
19-23. haftalar arasında yapılan ayrıntılı ultrason: Başta anomalili bebek doğurma açısından riski nispeten yüksek olan anne adaylarında (örnek: daha önceden anomalili doğum yapmış olmak, diabetli (şeker hastalığı) olmak, yakın akrabalarında anomalili doğum öyküsü olmak gibi) ideal olanı, tüm anne adaylarına bu incelemenin yapılmasıdır. Ancak ayrıntılı ultrason çözünürlüğü çok daha yüksek ultrason aletleri ve bu konuda tecrübesi olan uzman doktor gerektirir ve hiç bir ülke her anne adayına ayrıntılı ultrason uygulaması önerecek “güce” sahip değildir. Dahası, yukarıda 16-24. haftalar arasında yapılması önerilen ultrasonda, nispeten sık görülen anomaliler dikkatlice bakıldığında zaten saptanabilmektedir. Ayrıntılı ultrason yukarıdakilere ek olarak özellikle kalp anomalilerinin ve tecrübeli bir gözün kolaylıkla tanıyabileceği anomalilerin görülmesine olanak tanır (örnek: dudak-damak yarıklarının “en zor görülenleri”, Down sendromu ve diğer kromozom anomalilerine işaret edebilecek “küçük” bulguların saptanması). Bu haliyle ayrıntılı ultrason günümüzde yalızca anomalili doğum yapma riski yüksek olan anne adaylarına önerilen bir inceleme olarak varlığını sürdürmektedir.

copyright ©2007 Gebelik Belirtileri. Design by gebelik - ege. Edit by GEBELİK